30 Haziran 2011 Perşembe

Demokrasi à la atayurt



* Tembellik zor zanaat... Temmuz başında yazılmış bitmiş olması gereken bu kayıt kaldı serin bir Ekim akşamına... Maksat Arap Baharı konjonktüründe araya anılarla bozkır makamında Ulan Bator' daki olayları sıkıştırmaktı, heyhat, bahar oldu sonbahar...

İki yıllık zorunlu ikametgahımızın Moğolistan olacağı haberini üç yıl önce, Haziran başında almıştık. Haziran sonunda, Ortaköy kıyısında oturup Boğaz manzarası depolarken bir arkadaşımız, elinde gazeteyle gelmiş, Ulan Bator' da olaylar çıktığını, ortamın karışık olduğunu haber vermişti. O zamanlar Moğolistan' ı hiç bilmiyordum, gerçi şimdi de çok bilmiyorum. Yine de üç-beş laf edebilirim sanki, benim neyim eksik, eğitimse eğitim, gözlemse gözlem... :))


Sözkonusu olayları özetlemek gerekirse, iktidardaki MPRP' nin (Moğolistan Halkının Devrimci Partisi) 2008 Haziran' ında yapılan genel seçimlere hile karıştırdığı iddiasıyla halk ayaklanması çıkmış. İki gün süren ayaklanmada eskiden Komünist Parti binası olan MPRP binası yakılmış; altı kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda yaralı varmış (burada "varmıştı" da denebilir, muştu'lu geçmiş zaman candır, bilmeyeni Ankara' ya almazlar :))

Şimdi buna bakıp da Moğolistan' ı karışık bir yer sanmak olmaz. Moğolistan, zamanın yavaş, siyasetin sakin aktığı bir ülke. Öyle ki, bu olayları takip eden aylar ve yıllarda, "olaylar" sözcüğünden anlaşılan tek şey, bu gösterilerdi. Falanca seçimdeki olaylar, filanca aydaki protestolar değil, sadece "olaylar". Bu bile Moğolistan' daki ortam konusunda fikir verebilir sanırım.


Ata bozkırında asıl ilginç olan, demokrasinin olmazsa olmazı seçimlerin birçok ülkeye nazaran çok daha sakin geçmesi. Tek adam iktidarı yok, seçimde karmaşa yok, kavga kıyamet yok, partiler geliyor, gidiyor... Seçim sandıkları ülkenin en ücra köşelere kadar taşınıyor, bu nedenle seçimler ve sonuçların alınması uzun sürse de patırtı gürültü kopmuyor. Hatta Mayıs 2009' daki devlet başkanlığı seçiminde en eski ve büyük parti olan MPRP' den aday olan o zamanki başkan kaybetti, yerine daha yeni bir parti olan Demokrasi Partisi' nin adayı seçildi. İktidar gayet sakin ve nezih bir şekilde devir-teslim edildi.

Seçimleri geçtim, gösteriler bile bir acaip (bana göre). Şöyle ki, iktidar bazı sözlerini tutmayınca, 2010 baharında halk protesto için Parlamento Meydanı' nda toplandı, açlık grevi yaptı ve günlerce oradan ayrılmadı. Ger' ler kuruldu, bakanlıklara yürüyüşler oldu. Bazı tatsız olaylar olsa da göstericileri ne polis dövdü, ne asker kovaladı. Yürüdüler, protesto ettiler, Parlamento' nun feshini istediler, bazı bakanlar istifa etsin dediler, meclis başkanına dilekçe verdiler, başkan sakin sakin aldı, dinledi, hükümet geri adım attı, göstericiler dağıldı.

Demokrasi çok tuhaf bir şey. Körün fili tarifi gibi, sürü sepet tanımı, unsuru, arkaplanı, şusu busu var. Moğolistan, bu minvalde siyaset bilimi eğitimimden şüphe ettirdi bana. Magna Carta' ydı, coğrafi keşiflerdi, Rönesans' tı, Reform' du, burjuva sınıfıydı, Sanayi Devrimi' ydi, işçi hareketiydi, haktı hukuktu... Demokrasi, dünyanın hiç beklemediğim bir köşesinde, beklemediğim bir şekilde karşıma çıktı. Al işte, seçimse seçim, gösteri hakkıysa gösteri hakkı, örgütlenmeyse örgütlenme... Acaba bu durum, incelenmesi gereken başka bir konuyla, Moğolistan' ın kadim devlet geleneğiyle mi alakalı? Bilemedim.



8 yorum:

  1. bir yabancı olarak çok iyi bir inceleme yapmışsınız. yazılarınızı gerçekten sevdim.

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. artık moğolistan'da değilim.

      Sil
    2. ağustosta planlanan bır belgesel program icin kaynak ararken buldum yazılarınızı. artık başka bahara diyelim.

      Sil
    3. size kolay gelsin,belgeselle ilgili haber verin lütfen,izlemek isterim.

      Sil
  3. Gezi olayları üstüne geldi, tesadüf rastladım blogunuza, bu yazınızı Facebook ve Twitter'da paylaştım. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel tesadüf, teşekkürler :)

      Sil